1) Hz. Ebubekir ve Hz. Osman’ın ardından Peygamberimiz (sav)’e tabi olarak, ilk Müslümanlardan olma şerefine erişen ve bundan dolayı işkenceye uğratılan Talha bin Ubeydullah  Uhud Savaşında Resulullah’ı koruyabilmek için büyük kahramanlıklar gösteren sahabelerdendir. Malik bin Zübeyr adındaki çok keskin bir nişancının Peygamberimiz (sav)’e attığı oklara karşı koyabilmek için oklara elini tutan Talha bin Ubeydullah’ın eli deve4parçalanmış ve parmakları bu yüzden çolak kalmıştır. Bu savaşta seksene yakın yara aldığı, hemen her yeri kılıç, mızrak ve ok darbeleriyle yaralandığı halde Resulullah’ın yanından ayrılmamış, O’nu korumaya çalışmıştır. Hz. Ebû Bekir ve Sa’d bin Ebî Vakkâs, Resûl-ü Ekrem Efendimiz (sav)’in yanına yetiştiği sırada kan kaybından bayılan Talha bin Ubeydullah’ın ayılır ayılmaz sorduğu ilk soru ise kendisine değil, yine Resulullah’a yönelik olmuştur.

2)  Sahabe-i Kiram’da görülen üstün fedakarlık örneklerinden bir diğeri ise henüz çocuk yaşta olmaları ya da yaşlılık nedeniyle son derece güçsüz olan sahabelerin dahi, Allah sevgileri, imanlarının şevki ve Resulullah’a olan sadakatleri nedeniyle Peygamberimiz (sav) ile birlikte savaşa çıkmak istemiş olmalarıdır. Yaşının küçük olması nedeniyle Bedir Savaşına katılamamış olan Ebû Sa’îd-i Hudrî, Uhud Savaşına gidebilmek için Peygamberimiz (sav)’den izin istemiş, ancak Resulullah’ın talimatı üzerine kendisi gibi yaşça küçük olanlarla birlikte Medine’de kalmıştır. 

3) Hem yaşça çok ileri hem de ayağı sakat olan Amr. b. Cemuh da imanın coşkusu ve Allah’ın rızasını kazanma arzusuyla Peygamberimiz (sav)’den Uhud Savaşına katılmak için izin istemiş ve bu savaşta şehit düşmüştür. Resulullah vefat edinceye kadar onunla, ardından Hz. Ebubekir ve sonra da Hz. Ömer vefat edinceye kadar da onlarla birlikte savaşan Ebu Talha ise ilerleyen yaşına rağmen Müslümanlarla birlikte bir kez daha savaşa çıkmakta ısrar etmiş ve çıktığı bu savaşta denizde iken şehit düşmüştür. 

4) Çocuklar ve yaşlıların yanı sıra, Peygamberimiz (sav) döneminde ihlas, cesaret ve fedakarlıklarıyla öne çıkan bir diğer kesim ise saliha mümin kadınlar olmuştur. Bu örnek kadınlardan biri Ümm-i Ümare Nesibe binti Kab’dır. Gazilere su dağıtmak ve yaralarını sarmak göreviyle katıldığı Uhud Savaşının şiddetli bir anında, Resulullah’a saldıran bir kimseye karşı fedakarane bir mücadele vermiştir:

 

“Kendilerini, hanımlarını ve çocuklarını korudukları gibi Allah Resulünü de koruyacaklarına” dair Akabe’de Allah’ın Resulüne biat eden Nesibe binti Kab, savaşın bir anda Müslümanların aleyhine dönüştüğünü ve düşmanların Allah’ın Resulü’nün etrafında yoğunlaştığını görmüş ve kılıca sarılarak Peygamberimiz (sav)’i korumaya çalışmıştır. Diğer sahabelerle birlikte Peygamberimiz (sav)’in etrafını çevirerek vücutlarını ona kalkan yapan kişilerden biri olan Nesibe binti Kab, pek çok yerinden yaralanmıştır. 


deve55) Kendilerinden, aşiretlerinden, akrabalarından önce daima Peygamberimiz (sav)’in güvenliğini düşünen örnek Müslümanlardan biri de İkrime bin Ebi Cehil’dir. Müslümanlara olan kin ve düşmanlığıyla bilinen Ebu Cehil’in oğlu olan İkrime bin Ebi Cehil, Hz. Ebubekir’in hilafeti döneminde Bizanslılara karşı yapılan Yermük Savaşına katılmıştır. Zaferle neticelenen savaşın sonunda ağır yaralanan El Haris İbni Hişam, Süheyl b. Amr ve İkrime İbni Ebu Cehl’in birbirlerine gösterdikleri fedakar tavır şöyle rivayet edilmektedir:

 

Yermük Savaşında, Haris b. Hişam, İkrime b. Ebi Cehil ve Süheyl b. Amr ağır yaralar alarak yere düştüler. Haris b. Hişam içmek için su istedi. Askerlerden biri ona su götürdü. İkrime’nin kendisine baktığını görünce “Bu suyu İkrime’ye götür” dedi. İkrime suyu alırken, Süheyl’in kendine baktığını gördü, suyu içmeyerek “Bunu götür Süheyl’e ver” dedi. Fakat su Süheyl’e yetişmeden Süheyl öldü. Bunun üzerine sucu İkrime’ye koştu. Fakat İkrime’de ölmüştü. Hemen Haris’in yanına koştu. Haris’te ölmüştü.


6) Rivayetlerde Ebu Musa el-Eş’ari’nin cesareti ve fedakar ahlakı ise şöyle anlatılmaktadır:

 

Ebu Musa el-Eş’ari şöyle anlatıyor: Peygamber’le beraber savaşa çıktık. Altı kişiydik. Bizim bir devemiz vardı. Ona sıra ile biniyorduk. Ayaklarımız delindi. Benim her iki ayağım hem şişti, hem de tırnaklarım düştü. Bu yüzden ayaklarımıza çaputlar (bez parçaları, paçavralar) bağlıyorduk. İşte o gazveye (sefere) bundan dolayı “Zatu’r Rika” (Paçavralar Harbi, Ayağı Sargılılar Harbi) denilmiştir. 1


7) Mus’ab bin Umeyr Uhud Savaşı’nda bu savaşta bir kılıç darbesiyle sağ kolunu kaybetmesinin ardından sancağı sol koluna almış, ikinci bir kılıç yarasıyla sol kolunu da kaybedince bu haliyle kendisini Peygamberimiz (sav)’e siper yapmıştır. Peygamberimiz (sav)’i korurken vücuduna saplanan bir mızrak ile ise şehit olmuştur.

1 Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatü’s Sahabe, Hz. Muhammed ve Ashabının Yaşadığı İslami Hayat, Cilt 1, Sentez Neşriyat, Temel Eserler Serisi: 2/1, sf. 295 (Kenzü’l-Ummal, V/310; Ebu Nuaym, Hilye , I/260)

Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul Fevaid, İz Yayıncılık, cilt 3, Yeni Şafak, sf. 332 (Rudani. Ebu Musa (r.a.’dan) (Bu hadisi Buhari (mağazi bölümü 31/2, V, 52) ve Müslim (149, sf.1449) Ebu Usame an Büreyd b. Abdillah b.e. Bürde an Ebi Bürde an Ebi Musa asl-ı senedi ile tahric ettiler)