Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez.(Kişinin nefsinin) Kazandığı lehine, kazandırdıkları aleyhinedir. “Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma. Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge, Sen bizim Mevlamızsın. Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et.” 
(Bakara Suresi, 286)


kelebek2(1)Allah Kuran’da Müslümanları hayatlarının son anına kadar çok çeşitli olaylarla imtihan edeceğini bildirmiştir. Bu konuda müminin bilmesi gereken çok önemli bir sır vardır: Eğer insan zor ya da aşması gereken bir olayla karşılaşıyorsa, Allah o kişiye bu konuyla başa çıkabileceği; o imtihanı yenebileceği gücü de vermiş demektir. En baştan Allah’ın bu adetullahını bilmek ve Allah’ın bu kanununa iman etmek, müminin bu imtihanı yenebilmesinde ona güç verecek en önemli bilgilerden biridir.

Eğer insan bir olayla karşılaştığında zaten o olayı aşmada güçsüz olacağına, kendi imkan ve bilgisine göre o zorluğu yenmenin çok zor olacağına inanırsa, bu durumda buna karşı bir mücadele gücü de olmaz. Zaten böyle bir düşünce de, Allah’a samimi iman eden, Allah’tan korkan, ahirete inanan, herşeyin kaderde yaratıldığını bilen, “hayırlarda yarışmanın” bir Müslüman özelliği olduğunu bilen bir müminde görülmez. Bu tür yanlış mantıklara cahiliyenin bakış açısıyla hareket eden kimselerde rastlanır. Söz konusu kişiler zorluk, sıkıntı ya da emek vererek aşmaları gereken durumlarla karşılaştıklarında, güçsüzlüğü hemen kabullenirler. İlk sözleri hep acizlik, çaresizlik ifade eden, içerisinde bulundukları durumdan şikayet eden sözler olur. Sözleri gibi inançları da bu yöndedir ve kendi kendilerine yaptıkları bu telkinlerle tavırları da bu şekilde yönlendirip, kendilerini acizleştirirler.

Bu tür bir yaklaşım gösteren insanların en büyük hatalarından biri ise, Allah’ın sonsuz gücünü takdir edememeleri ya da unutmuş olmalarıdır. Hayatları boyunca yaşadıkları her şeyi kendilerinin yaptıkları gafletindedirler. Oysa ki insanın tahmin edebileceği, kafasında canlandırabileceği en zor senaryolar, en büyük sıkıntılar dahi, Allah dilediği takdirde, tek bir an içerisinde çözüm bulabilecek olaylardır. Allah dilediği an dilediğini yapmaya kadirdir ve insanın aklının çok ötesinde büyük ve sonsuz bir güç sahibidir. Bu nedenle de insanın kendisine dağlar gibi aşılması güç gibi görünen olayların düzlüğe çıkıp çözülmesi, Allah’ın dilemesiyle çok kolaydır. Önemli olan insanın bu büyük gerçeği bilmesi ve hayatını bu iman ile yaşamasıdır.

Hayatının her anını kendini Allah’a adamış olarak ve Allah’a teslim olarak yaşayan bir insanın zorluklar karşısındaki tavrı da yine aynı teslimiyet, tevekkül ve huzur içerisinde olur. Karşısında her ne tür bir karmaşıklık, sıkıntı ya da zorluk yoğunluğu olursa olsun, mümin daha en başında, zorluklar henüz çözülmeden dahi, bunun iman eden bir insan için çok kolay bir şekilde aşılabileceğini bilir. Allah’a tam tevekkül eder; gücünü Allah’ın gücünden alacağı bilir ve tüm samimiyetiyle o zorluğa karşı imani, rahmani ve Kuran ahlakıyla karşı koyar.

Müminin bu konuda güç bulduğu ikinci bir gerçek de, Allah’ın samimi müminler için zorlukları kolaylaştırdığıdır. Kuran’da Allah’ın bu değişmez kanunu şöyle haber verilmiştir:

Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır.
Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır.

Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya-devam et.
Ve yalnızca Rabbine rağbet et. (İnşirah Suresi, 5-8)


Ve seni kolay olan için başarılı kılacağız. (A’la Suresi, 8)

Kuran’da haber verilen bir başka sır ise, bu ahlakı uygulayan müminler için zorluklar kolaylaştırılırken, kendini müstağni görüp güzel olan ahlaka karşı direnen kimselere de, o kişinin Allah’ın azabıyla karşılaşmasının kolaylaştırıldığıdır:

Gerçekten sizin çabalarınız (çelişkili, parça parça) darmadağınıktır.
Fakat kim verir ve korkup-sakınırsa,
Ve en güzel olanı doğrularsa,
Biz de onu kolay olan için başarılı kılacağız. (Leyl Suresi, 4-7)

Kim de cimrilik eder, kendini müstağni görürse,
Ve en güzel olanı yalan sayarsa,
Biz de ona en zorlu olanı (azaba uğramasını) kolaylaştıracağız. (Leyl Suresi, 8-10)


Allah insana dünyada ve ahirette rahat edeceği ahlakı, güzel, kolay ve doğru olanı, nimet içerisinde yaşamanın, mutlu olmanın yollarını göstermiştir. İnsanların neden zorluklardan, sıkıntı ve açmazlardan kurtulamadıklarını; mutsuz, aciz ve çözümsüz kaldıklarını da açıklamıştır. İman eden Allah’tan derin bir saygı, sevgi ve samimiyetle korkan insanlar için her zaman her konuda bir kurtuluş yolu olduğunu müjdelemiştir. İmanı bilen bir insanın bu önemli sırrı hiç unutmadan yaşaması, her zorlukta gücünü Allah’tan alacağını ve Allah’a teslim olduğunda tüm kapıların kendisine açılacağını unutmaması, dünyada ve ahirette kişiye huzur, konfor, mutluluk ve nimet sağlayacak tek çözüm yoludur.